Fenerbahçeli Olmak

Burada yazmıştım ama kendi sitemde de bulunsun istedim…
Erken uyarı: Bu yazı tüm yaş grupları için uygun olup küfür içermemektedir. Sadece Fenerbahçe değil diğer takımlar ve taraftarları da yazıda bol miktarda mevcuttur.Parça parça okumak yazıdan farklı anlamlar çıkmasına sebep olabilir. Bu yüzden ya hepsini okuyun, ya da hiç başlamayın.
—-
Fenerbahçeli olmak, ömrümün sonuna kadar gurur duyacağım yegâne şey. Sade bir tanım sanırım bu sefer yetmeyecek…
Ben Fenerbahçeliyim. Taraftarlık anlayışımdan zerre ödün vermedim bugüne kadar. Birileri tarafından takdir edileyim diye de davranmadım. Üzerime çok geldiler, kulağımın dibinde ana avrat sövdüler Fenerbahçe’ye. Gözümün önünde yine ana avrat yazı yazdılar Fenerbahçe için. Soğukkanlılığımı hiçbir zaman kaybetmedim. Onlar gibi olmaktan kaçındım, cevap vermedim. Kendimce Fenerbahçelilik tanımım var ve buna uygun olarak alnım açık başım dik bir şekilde sustum, durdum.
Ben Fenerbahçeliyim. Fenerbahçeliliğimin arkasında ne sadece futbolcu var, ne teknik direktör, ne başkan, ne kupa, ne başka bir şey. Tek bir şeyi önemsiyorum, o da “çubuklu forma”. Sarı ve lacivert. Tek cümlede toparlamak şartsa eğer; “Yüreğimdeki sevdan çubuklu forman”. Hep bu bilinçle hareket ettim, bundan sonra da değişmeyecek. İşte bu bilinç sayesinde sadece “sarı kırmızı”yı, “siyah beyaz”ı, “bordo mavi”yi sevenlere saygı gösterdim. Ağzımdan ne bir küfür çıktı, ne bir aşağılama, ne bir hakaret. Geri kalanına – Fenerbahçe taraftarı olsa bile – taraftar gözü ile bakmadım. Taşın, sopanın, küfürün, seviyesiz eleştirinin karşısında oldum.
Ben Fenerbahçeliyim. Hiçbir taraftar grubuna resmi bir bağlılığım yok. Grup CK’nın kareografilerini çok beğeniyorum. Vamos Bien’in duruşunu, pankartlarını ayakta alkışlıyorum. Genç Fenerbahçelileri çoğu zaman eleştiriyorum yanlış davranışlarından ötürü. Antu mu? Rezilliklerini her yerde anlatıyorum.












Saçma Sapan Konuşma